Mysticism and Logic and Other Essays

Chapter 01 by Bertrand Russell (1918)

(The following is an excerpt taken from the original text with the above title.)

MYSTICISM AND LOGIC

METAPHYSICS, or the attempt to conceive the world as a whole by means of thought, has been developed, from the first, by the union and conflict of two very different human impulses, the one urging men towards mysticism, the other urging them towards science. Some men have achieved greatness through one of these impulses alone, others through the other alone: in Hume, for example, the scientific impulse reigns quite unchecked, while in Blake a strong hostility to science co-exists with profound mystic insight. But the greatest men who have been philosophers have felt the need both of science and of mysticism: the attempt to harmonise the two was what made their life, and what always must, for all its arduous uncertainty, make philosophy, to some minds, a greater thing than either science or religion.

Before attempting an explicit characterisation of the scientific and the mystical impulses, I will illustrate them by examples from two philosophers whose greatness lies in the very intimate blending which they achieved. The two philosophers I mean are Heraclitus and Plato.

Heraclitus, as every one knows, was a believer in universal flux: time builds and destroys all things. From the few fragments that remain, it is not easy to discover how he arrived at his opinions, but there are some sayings that strongly suggest scientific observation as the source.

“The things that can be seen, heard, and learned,” he says, “are what I prize the most.” This is the language of the empiricist, to whom observation is the sole guarantee of truth. “The sun is new every day,” is another fragment; and this opinion, in spite of its paradoxical character, is obviously inspired by scientific reflection, and no doubt seemed to him to obviate the difficulty of understanding how the sun can work its way underground from west to east during the night. Actual observation must also have suggested to him his central doctrine, that Fire is the one permanent substance, of which all visible things are passing phases. In combustion we see things change utterly, while their flame and heat rise up into the air and vanish.

 

 

Mistisizm ve Mantık ve Diğer Denemeler

Bölüm 01 Yazan: Bertrand Russell

(Aşağıdaki yazı, başlığı üstte yer alan orjinal metinden bir alıntıdır.)

MİSTİSİZM VE MANTIK

METAFİZİK, ya da dünyayı düşünce aracılığıyla bir bütün olarak tahayyül etme çabası, daha en başından beri, birisi insanı mistisizme, birisi de bilime doğru çeken, birbirinden çok farklı iki insani dürtünün işbirliği ve çatışmasından çıkılarak geliştirilmiştir. Bazı insanlar, bu dürtülerden yalnızca birisi, bazıları da yalnızca diğeri ile azamet kazanmışlardır: Örneğin Hume’de bilimsel dürtü oldukça fütursuz bir şekilde hüküm sahibiyken, Blake’de bilime karşı güçlü bir düşmanlık, derin mistik içgörülerle birlikte varlığını sürdürür. Ama filozof olmuş en büyük insanlar, bilim ve mistisizmin ikisine birden ihtiyaç hissetmişlerdir: bu ikisini uyumlandırma çabası da hayatlarını oluşturan şey olmuştur, ve bu da bazı zihinler için, çetin belirsizliklerine rağmen felsefeyi bilim ve dinden her zaman daha büyük bir şey haline getirmelidir.

Bilimsel ve mistik dürtülerin açık tariflerini yapmaya girişmeden önce, onları büyüklükleri bu ikisini ileri derece bütünleştirmeyi başarmalarından gelen iki filozofu örnek göstererek tanıtacağım. Bahsettiğim filozoflar Heraklitus ve Platon’dur.

Heraklitus herkesin bildiği gibi, evrensel akışa inanırdı: zamanın herşeyi inşa ettiği ve yok ettiğine. Ondan kalan az sayıdaki materyalden fikirlerine nasıl ulaştığını keşfetmek kolay değil ama bazı sözleri, kaynağın bilimsel gözlem olduğuna güçlü bir şekilde işaret etmektedir.

“Görülebilen, duyulabilen ve öğrenilebilen şeyler” der, “en çok değer verdiklerimdir.” Bu, görgücülerin dilidir; gözlem onlar için gerçeğin tek garantisidir. “Güneş hergün yenidir”, bir başka kalan sözdür; ve bu fikir paradoksal özelliğine rağmen açıkça anlaşılıyor ki bilimsel tefekkür ilhamıyla oluşmuş ve şüphe yok ki yerin altına giren güneşin gece boyunca batıdan doğuya nasıl gittiğini anlamak için çekilecek zorluğu rahatlatıyor. Ateşin, tüm görünen şeylerin bünyesinde evrelerden geçtiği kalıcı bir element olduğunu söyleyen ana doktrinine, gerçek gözlemler yaparak ulaşmış olmalı. Yanma sırasında şeylerin, alevleri ve ısıları havaya yükselip kaybolurken tamamen değiştiklerini görürüz.

Bitnami